|
Bilâl Mardinwrote:
Asl-ı hüzün...
Aslı hüzündür yaşamın gerisi yalancı bir yüz gerilmesi buna"gülmek"diyorlar ki ben gülmeyi yüzünde kaybettim oysa gamzelerinin her birinden diğerine bir cenneti katetmekti sana nazarım ne zaman düğümlense genzim o bildik yangınıyla kaçak tütünün işte böyle oturup ikimize birden çığlığı dinmeyen ağıtlar yazarım... ne yana dönsem uzun ve sıska bir matem gibi uzuyorum uzayan kaldırımları boyunca kendilisi olmadığım bir şehirde Susamışım adamakıllı akla ziyandır her merhabalaştığım dost damlası hayata ziyan ecel ikramı bir kâse zehirde... Yitik bir imzayım metruk raflarda tozlanan kocaman dosyalar içre çürümeye terkedilmiş dosta yazılan mektuplardan bir nüshanın izbe kırışığında Kaybolmuşum besbelli gidişinin ardından başındaki yazmanın motifinden kurtulan bir boncuk küçüklüğünde aksetmiyorum hüznüme yansıyan yıldızları bu denli ağlamaklı ayışığında... Bul beni ömrünce aradığın yetmesin bul beni varsın ağlar yanın beni hiç bir acının yüzü suyu hürmetine affetmesin.... Bul beni!... bulunduğum yerde bulunmaz belası oldum belaya doymaz başımın kurtar beni ellerimle boğazlanmaktan!... yoksa altından kalkamazsın bunca vebal ağırlığının naaşımın... Bilâl Mardin
4 days ago
|
|
|
Basriwrote:
سُوۡرَةُ المؤمنون
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ (٥٦) إِنَّ ٱلَّذِينَ هُم مِّنۡ خَشۡيَةِ رَبِّہِم مُّشۡفِقُونَ (٥٧) وَٱلَّذِينَ هُم بِـَٔايَـٰتِ رَبِّہِمۡ يُؤۡمِنُونَ (٥٨) وَٱلَّذِينَ هُم بِرَبِّہِمۡ لَا يُشۡرِكُونَ (٥٩) وَٱلَّذِينَ يُؤۡتُونَ مَآ ءَاتَواْ وَّقُلُوبُہُمۡ وَجِلَةٌ أَنَّہُمۡ إِلَىٰ رَبِّہِمۡ رَٲجِعُونَ (٦٠) أُوْلَـٰٓٮِٕكَ يُسَـٰرِعُونَ فِى ٱلۡخَيۡرَٲتِ وَهُمۡ لَهَا سَـٰبِقُونَ (٦١) وَلَا نُكَلِّفُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَاۖ وَلَدَيۡنَا كِتَـٰبٌ۬ يَنطِقُ بِٱلۡحَقِّۚ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ (٦٢) Rablerine olan saygıdan dolayı kötülükten sakınanlar; (57) Rablerinin âyetlerine inananlar; (58) Rablerine ortak tanımayanlar; (59) Ve Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri çarparak yapanlar; (60) İşte onlar, iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar. (61) Biz hiç kimseyi gücünün yettiğinden başkası ile yükümlü kılmayız. Nezdimizde hakkı söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar. (62) Muminun 23 (57-62)
May 23
|
|
|
ufukwrote:
mrhb seninle tanısmak isterim
Apr. 7
|
|
|
ewrote:
x_x
Apr. 5
|
|
|
Bilâl Mardinwrote:
kürdilihicazkar
I. Kürdili hicazkar şarkılar sunuyorum yalnızlığıma görünen o ki;yalnızlık da benim kadar yalnızlık çekmekte belki de bu yüzden bir ömürdür bir baykuş uğursuzluğunca başucuma tünemekte... Bir kaç damla sökün eder gözlerimin hüzün renginden ve sakınır bakışlarım etrafımdakilerin gözlerinden bilmesinler diye kimseler her akşam üzeri nasıl bir sessizlik sarar beni ve nasıl bir işgal altındayım zerre zerre hücrelerimden... II. Yıldırıma uğrayan bir yaşlı çınar gibiyim uçsuz bucaksız bir sahra yerinde unutulmuş kurutulmuşum öylece ne tomurcuklarım patlar ilk yazlara doğrulanda ne serçeler sevişir üzerimde... Nasıl da özlemişim Bir zaman gölgeme çöken Yorgun ırgat türkülerini sırtını gövdeme veren ak sakallıların öykülerini Biliyorlarmıdır duyuyorlarmıdır görüyorlarmıdır ki bu mahcup sözlerin sahibi; bir daha görmek için yanmaya razıdır güneşlerde güneşlenen o esmer gülüşlerini... III. Kalbim azarmaktadır yine elim ermez ellerin sıcağını dilemektedir benden Nicedir Yusuf'un sınavında Eyyüb'ün sabrındayım İsavari bir çarmıhtadır beden... Namlulara gelesin kalbim! kör hançer paslarına! sen de bilmezmisin ki; bin kez ölüp dirilsem de yetişmem geri almaya hiç bir yitirdiğimi ne gelir ki inlesen de bu kırılası ellerimden?... IV. Bir savaşçının tüfek çatkını bakışlarına kandım ve ruhum kavganın halayına durdu saçlarım ağarıp eksilse dişlerim seyrelip dökülse ve gözlerim artık seçip görmese de Dilim hep o yasak ismin ilk hecesine vurdu... V. Saçlarının karanlığı yağmur öcesi bir rüzgarın efil ıslığını taşıyor ve her uyku öncesi gelip hayallerimin dağlarına çöllerine yağıyor... kanmam seni içmelere billur berrak damlalarından ne ki dirhem kadar kuru yanım kalmıyor... moraran ufuklarda uzaklık senin akmadığın bir iklime varıyor... VI. Sanki kıyametler kopmakta her kesin başında hiç birimiz bir diğerini görmüyor Her kes kendi yarasının acısına kapanmış her kes bencilliğine kapaklanmış kimse bir diğerine selam bile vermiyor Bir velveledir almış başını Ana bile anayken yavrusuna dönmüyor... VII. Ey dost!... ey dost!... seni çağırıyorum bırakıldığım ıssızlıktan Hangi zindanın izbe mahzenindesin? Kaç yıllardır robot gardiyanlar esaretinde? Unufak olmuş ki duvarlar boyu tutsaklık gözlerinin gözüpek cesaretinde... Ömrüm yetecek mi o güne varmaya o gün ki gözlerim değsin hasretine yumulduğum gözlerine sağırlığım yıkılsın körlüğüm yırtılıp yarılsın sesine gülüşüne o dost acısı sözlerine...
Apr. 1
|